Merkez

Edirne (merkez) ilçesi, ilin kuzey yarısında ve Lalapaşa yaylası üzerindedir. Doğuda Süloğlu ilçesi, batıda Yunanistan, kuzeyde Bulgaristan ve Lalapaşa ilçemiz, güneyde Uzunköprü ve Havsa ilçeleriyle komşudur. Yüzölçümü 1.000 km2’ye yakındır. Bu bakımdan ilin üçüncü ilçesidir.

İlçede dağ yoktur. Büyük kısmı yaylalıktır. Vadileri sığ, bunların yamaçları az eğimlidir. Ovalarının çoğu, Meriç nehri vadi tabanındadır. İlçenin büyük akarsuları, Meriç nehriyle Arda ve Tunca çaylarıdır. Üçü Tunca’ya, biri Meriç’e karışan Dört büyük deresi vardır. Akdeniz ikliminin Trakya Geçit Tipi alanındadır. Rüzgarlar daha çok kuzey yönlerden, orta şiddette eser. Yağış bakımından yarı nemlidir. Doğal bitki örtüsü, kuru ormandır. Ortadan kalkan ormanların yerinde bozkır oluşmuştur. Bozkır, tarla ve otlak olarak kullanılır.

İlçenin nüfusu, 125.000’e yakındır. Nüfus miktarı bakımından ilin birinci ilçesidir. Halkın 100.000’den fazlası Edirne kantinde oturur, tarım ve tarıma dayalı endüstri alanlarında çalışır. İlçe, endüstri bakımından, ilin en gelişmiş ilçesidir. Çeşitli fabrikaları ve küçük sanayi sitesi vardır. 20’den fazla çarşısı ve iş hanı, 300 kadar ortaklık, 1.000’den fazla esnaf ve tüccar, 20’ye yakın banka şubesi bulunmaktadır. Edirne kantinde haftanın dört günü pazar kurulur. İlçe, alış verişinin çoğunu, İstanbul ve Tekirdağ illeriyle yapar. Ulaşım ve haberleşme durumu iyidir. Devlete ve özel girişime ait eğitim ve öğretim kurumları çoktur. Trakya Üniversitesinin merkezi Edirne kentindedir.

İlçenin tarihi, Orta Asyalı Traklarla başlar. İlçe ilkçağda Trak krallıklarıyla Pers, Büyük İskender ve Büyük Roma İmparatorluklarının sınırları içindeydi. Büyük Roma İmparatoru Adriyan, Trakların kurduğu kasabayı büyütüp Edirne kalesi içine aldı. İlin ve kentin adı, bu imparatorun isminden gelir.

İlçe, ortaçağda, Bizans İmparatorluğuna aitti. 10 yüzyıl kadar bu imparatorluğun sınırları içinde kaldı. Çeşitli Budumluların ve Haçlıların saldırılarına uğradı. 1361 yılında Osmanlı Türklerinin eline geçip gelişti. Değerli mimarlık eserleriyle donandı. 90 yıl kadar, Osmanlı kentinin başkenti oldu. Deprem, yangın ve su baskınlarından zarar gördü. Fakat yüzyıllarca düşman saldırısına uğramadı. 19.yüzyılın birinci ve ikinci yarılarında kısa süreyle, Rusların eline geçti. 20.yüzyılın birinci yarısında, Birinci Balkan Savaşından sonra, bir süre Bulgarların işgalindeydi. Birinci Dünya ertesinde, iki yıl kadar Yunan yönetiminde kaldı. Büyük Zafer ve Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra, düşmanlar ilçeden ayrıldılar. Aracı durumundaki Fransız birliği Edirne’yi 24 Kasım 1922’de kente girmiş bulunan kuvvetlerimize ve valimize, 25 Kasım 1922 tarihinde teslim etti. Kente yeniden Türk bayrağının çekilişi 24 Kasım, kentin resmen geri alınışı 25 Kasıma raslar.

Edirne kenti, tarihsel mimarlık eserleri bakımından çok zengindir. Eserlerin birçoğu, ören durumundadır. Diğerleri olağanüstü, birinci ve ikinci dereceden değerli esrler olarak üç bölümde incelenir. Tarihsel yapıların en ünlüsü, Mimar Koca Sinan’ın başeseri olan Selimiye Camiidir. Selimiye, Üç Şerefeli ve Eski Cami üçgeniyle tarih turizm bakımından daha önemlidir. İlçenin önemli turistik olayları, Kırkpınar Haftası etkinlikleriyle, Ramazan ayında yapılan cami ziyaretleridir. Düzgün yolları ve rahat konaklama yerleri bulunan Edirne kenti iç ve dış turizm bakımından değerlidir.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın