Lalapaşa

Lalapaşa – Hamzabeyli Sınır Kapısı- Dolmenler

İlçe ilimizin kuzey yarısındadır. Yıldız dağlarının güney ve Lalapaşa yaylasının kuzey kısımlarına ait bazı yerleri kaplar. Yüzölçümü 550 km2’ye yakındır. Yüzölçümü bakımından ilimizin beşinci ilçesidir.

İlçenin kuzey bölümü tepeliktir. Tepelerin en yükseği, Muhittin Baba tepesidir. Burada 600 metreolan yükselti, güneye gidildikçe azalır. Lalapaşa yaylası, Doğu Trakya Yontukdüzü denen aşımışyaylanın bir kısmıdır. Bu yontukdüzü ilçede, daha engebelidir. İlçenin ovası, Tunca çayı vadi tabanındaki küçük düzlüktür. En geniş vadi de bu çaya aittir. İlçedeki vadilerin en uzunu, Lalapaşa deresini içerir. En büyük akarsuyu, kısa bir parçası ilçede olan Tunca çayıdır. En uzun akarsuyu ise, Lalapaşa, Sinanpaşa ve Hasanağa adlarıyla anılan deredir. Bu Tunca çayının bir koludur. İlçenin büyük bölümü, Akdeniz ikliminin Trakya Geçit Tipi alanındadır. Bu iklim oldukça sert bir kara iklimidir. İlçenin kuzey doğu köşesi, Karadeniz ikliminin Orman Tipine ait alanda kalır. Kuru soğuğu daha az, yağışı daha çoktur. İlçe, yağış bakımından yarı nemlidir. Doğal bitki örtüsü kuru ormandır. Ormanın ortadan kalktığı yerlerde bozkır oluşmuştur. Bozkır tarla ve otlak olarak kullanılır.

İlçenin nüfusu, 11.300 kadardır. İlçenin nüfusu bakımından, ilimizin dokuzuncu ilçesidir. Lalapaşa kasabasında nüfus, 1.250 kadardır. Halkın çoğunluğu köylerde oturur ve tarım alanında çalışır. Tahıllar, endüstri bitkileri, sebze ve meyve üreterek geçinir. İlçenin endüstrisi, daha çok tarıma dayalıdır. Fabrika ve yapımevlerinde un, yarma, peynir, sucuk üretilir. 1992’de işletmeye açılan bir de çimento fabrikası vardır. İlçede işletilmeyen bazı madenler bulunmaktadır. 15 kooperatif ortaklığına sahip olan ilçenin ticaretini, Perşembe günleri kurulan pazar ve Ağustos aylarında düzenlenen panayır canlandırır.

İlçede tarih öncesinden beri insan yaşar. İlçe tarihi, yazı bilen Traklarla başlar. İlçemiz ilkçağdaTrak Krallıklarıyla Pers, Büyük İskender ve Büyük Roma İmparatorluklarının sınırları içindeydi. Ortaçağda, önce Bizans İmparatorluğuna bağlıydı. 14. yüzyıl ortalarında Osmanlı Türklerinin eline geçti. İlçenin adı, onu ele geçiren birliğin komutanı olan Lala Şahin Paşa’nın isminden gelir. İlçeye bu ad Cumhuriyet döneminde verildi. İlçe oluş yılı 1945’tir. İlçe merkezi Osmanlı döneminde, Çöke bucağına bağlı olan Paşaköy olarak biliniyordu. İlçe Birinci Balkan Savaşında, Türk-Bulgar birliklerinin çarpışmasına sahne olan yerlerdendi. 1920 yılındaki Türk-Yunan savaşında kolordumuz, Bulgaristan’a çekilirken ilçeden geçmişti. İki yıl kadar süren Yunan egemenliği, Büyük Zafer ve Mudanya Ateşkes Anlaşmasıyla son buldu. Silahlı Kuvvetlerimiz ilçemizi, 27 Kasım 1922 tarihinde geri aldı.

İlçedeki en önemli tarihsel eserler, taş devrinden kalma türbe ve tapınaklardır. Bu türbelere,tablataş, kapaklıkaya, perikızı evi (dolmen) denir. Tapınma yerleri ise ulutaş (menhir) adını taşır. Bunlar, dünyada benzeri az bulunan eselerdir. İlçedeki caminin kiliseden çevrilme olduğu söylenir. Kayıtlarda adı Hacı Lala olarak geçen paşanın yaptırdığı yapılar yıkılmıştır. Sinanköy’dekikale ören durumundadır. Ulaşım durumu iyi olan ilçenin konaklama olanakları elverişsizdir. İlçe, uçar ve kaçar avcılığı yönünden çekicidir. Turizm açısından önemli olayları, söğütlükte kutlanan Hıdırellez ve panayırdır.