Havsa

Havsa

Havsa İlçesi, İlimizin kuzey yarısında ve Lalapaşa yaylası üzerindedir. Doğuda Kırklareli İli, batıda Edirne merkez ilçesi, kuzeyde Süloğlu ve güneyde Uzunköprü ilçeleriyle komşudur. Yüzölçümü 550 kilometre kareye yakındır. Bu bakımdan ilimizin altıncı ilçesidir.

İlçede dağ yoktur. Kuzey-güney doğrultusunda sıralanan tepeler vardır. Bu, az yükseltili yayvan tepelerin en yükseği, Doğruk Tepe’dir. Vadileri derinliği azdır. Bu vadilerden birinin geniş tabanı Osmanlı Ovası adıyla anılır. Başlıca akarsuları Oğulpaşa, Necatiye, Kuleli dereleriyle, Darı dere ve Aşırı deredir. Bunlar Ergene ırmağının kollarıdır. İlçede doğal göl yoktur. Yapay gölet vardır.

İlçe, Akdeniz iklimi Trakya Geçit Tipinin alanındadır. Rüzgarlar, daha çok kuzey yönlerinden eser. Orta şiddettedirler. Yazlar genellikle sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve epey yağışlı geçer. İlçenin iklimi, kara iklimidir. Havsa ilçesi, yağış bakımından yarı nemlidir. Doğal bitki örtüsü kuru ormandır. Ortadan kaldırılan ormanların yerinde bozkır oluşmuştur. Bozkır, tarla ve otlak olarak kullanılır.

İlçenin nüfusu, 28.000’e yakındır. Nüfus miktarı bakımından ilimizin beşinci ilçesidir. Havsa kasabasının nüfusu, 9000’den biraz fazladır. Çoğu, Hasköy kasabasıyla köylerde oturan halk tarım ve hayvancılıkla geçinir. İlçede tahıllar, endüstri bitkileri, çeşitli meyveler ve hayvan yetiştirilir. Besin endüstrisi gelişmiştir. 30’dan fazla kooperatif ortaklığı vardır. Havsa kasabasında Cumartesi günleri pazar ve Eylül aylarında panayır kurulur. İlçenin ulaşım ve ticaret durumu iyidir.

İlçenin tarihi Traklarla başlar. İlçe ilkçağda Trak Krallıklarıyla Pers, Büyük İskender ve Büyük Roma İmparatorluğu sınırları içindeydi. Ortaçağda Bizans İmparatorluğu’na bağlıydı. Havsa kasabasının Roma ve Bizans dönemlerindeki adları “Hostizo” ve “Niki” idi. Bizans döneminde çeşitli Budunların ve Haçlıların saldırılarına uğradı. 14.Yüzyıl ortalarında Osmanlı Türklerinin eline geçti ve uzun süre güvenlik içinde yaşadı. İlçenin adı, Kanuni Sultan Süleyman’la söyleşmek hakkına sahip olan Hafsa Hatun’un adından gelir. İlimizin alınışından sonra ilçeye Anadolu’dan göçmen Türkler getirilip yerleştirildi. Havsa kasabasına, Hafsa Hatun bir han, Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa bir külliye ve zamanın defterdarı (Maliye Bakanı) bir cami yaptırdı. Çok işlevli yapı topluluğu olan külliye, Mimar Sinan’ın eseridir. Sokullu’nun oğlu Kasım Bey’in hayratı olarak yapılmıştır.

İlçe, 19.yüzyılın birinci ve ikinci yarılarında Rusların eline geçti. Birinci Balkan Savaşından sonra Bulgarların, Birinci Dünya Savaşı ertesinde Yunanlıların saldırısına uğradı. Bazı subaylarımızın komuta ettiği çetelerimiz, halkı düşman zulmünden korudular. Silahlı kuvvetlerimiz, Büyük Zafer’den sora, 23 Kasım 1922 tarihinde ilçeyi geri aldı. Balkan ve Birinci Dünya Savaşından sonra bucak olan Havsa, 1954 yılında üçüncü kez ilçe oldu ve gelişti.

Balkan Savaşından ve depremlerden zarar gören yapıları, 1940 yılında halkın bağışlarıyla onarıldı. Yapıların en değerlisi, külliyedir. Bazı köylerinde tarih öncesi devirlerinde yaşayan Luviler’den kalma olduğu sanılan Ulutaş ve Kurgan kalıntıları vardır. İlçenin yolu düzgündür, fakat turistik belgeli konaklama yerleri yoktur.