Edirne’nin son yıllarda kentsel gelişimde atak yaptığını
söylersek hiç de yanılmış olmayız. Özellikle Saraçlar Caddesi, Çilingirler
Çarşısı, Tahmis Çarşısı ve Eski Camii çevresindeki düzenlemeler Edirne’nin
çehresini oldukça değiştirdi. Belediye’nin yaptığı bu tip çevre
düzenlemelerinin yanında Anıtlar Yüksek Kurulu’nun başarılı projeleriyle
gerçekleştirilen tarihi eserlerin restorasyonları da Edirne için büyük kazanç
olmuştur.
Yaptığı işler için Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi’nin hakkını
vermek gerekir fakat bunlar Edirne için yeterli midir dersek tabi ki yeterli
değildir. Öncelikle Edirne’nin yolları çok kötü. Köy yollarının kent
merkezindeki yollardan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bunda doğalgaz
kazılarının da olumsuz etkisi olabilir fakat doğalgaz hattı uzun süre önce
döşenen yollarda dahi herhangi bir düzeltme yapılmadı. Bu kış oldukça fazla kar
yağdığı için karlar eridikten sonra yolların delik deşik olacağı su götürmez
bir gerçek. Belediyenin kış sonunda bu iş için önlem alacağını umuyorum.
Edirne’nin yol problemi dışında hava kirliliği ve çarpık
kentleşme sorunu olduğunu düşünüyorum. Hava kirliliğine kentin dışarıdan aldığı
göçün büyük etkisi var. Malum Edirne’nin nüfusu gittikçe artıyor fakat hava
kirliliği doğalgaza geçilmesiyle sanırım büyük ölçüde azalmış olur. Ancak kentleşme
sorunu giderek büyüyor. Kavgaz, Esentepe gibi yeni yerleşim yerlerinde imar
planlarının düzensiz yapılması yollara ve konutların yerleşimlerine karmakarışık
bir yapı kazandırmış. Edirne’ye ilk defa gelen birine Şükrüpaşa Mahallesi’nde
bir adresi tarif etmeniz neredeyse imkansız. Yüzlerce yıllık semt Kaleiçi bile
günümüzde yapılan yerleşim bölgelerinden çok daha düzgün ve planlı.
Edirne’nin çevresel sorunlarının dışında çok büyük bir
problemi daha var. O da kent içindeki işsizlik sorunu. Edirne’yi ayakta tutan
geçim kaynağı yıllardan beri tarımdı. Ancak son yıllarda tarım sektöründeki
gerileme Edirne’yi direkt olarak etkiledi. Edirne’de ekonomik hayatın canlı
olabilmesi için çevre köylerdeki ya da ilçelerdeki tarımla uğraşan kesimin
ekonomik durumunun iyi olması gerekir. Edirne’deki ekonomik canlılığı sağlayan
buydu. Günümüzde ise ekonomik açıdan bitmiş bir köylü kesimi var. Bu insanların
cebinde para olmadığı için bırakın alışverişi gezmek için bile Edirne’ye
gelemiyorlar. Edirne’de sanayinin gelişmemiş olduğunu zaten biliyoruz.
Edirne’yi şuan için ayakta tutan şey öğrenciler, askerler, memurlar ve az da
olsa sınır ticareti. Edirne’de yükseköğretim görmüş kesimin yaşama şansı
neredeyse hiç yok. Çevreden gördüğümüz kadarıyla da üniversite okuyan kişiler
genelde başka illerde işler bulup oraya yerleşiyorlar. Yani Edirne dışarı göç
veriyor. Fakat istatistiklere baktığımızda kent nüfusunun giderek arttığını
görüyoruz. Bu da Edirne’nin hem göç verdiğini hem de göç aldığını bizlere
gösteriyor. Edirne’nin yerli halkı başka illere giderken diğer illerden de bazı
insanlar iş bulabilmek umuduyla Edirne’ye yerleşiyor. Dolayısıyla bu durum
Edirne’nin sosyolojik durumunu da oldukça etkiliyor. Pek çok insan sanayi açısından
yatırım yapılmamasından şikayetçi fakat ben bundan son derece memnunum.
Açıkçası Edirne’nin Çorlu gibi olmasını istemiyorum. Edirne’de iş olanaklarının
artması gerekiyorsa, tarım sektöründe seyredilen yanlış politikalardan vazgeçilmeli,
turizm sektörünün gelişmesi için çalışmalar yapılmalı. Edirne gelişecekse böyle
gelişmeli. Çorlu gibi olacaksa hiç gelişmesin böyle bakir kalsın daha iyi.
Edirne’nin kalkınmasında öncelikle siyasi iradeye, sonra yerel yönetimlere ve
son olarak da Edirne halkına önemli görevler düşüyor. Umarım herkes bu büyük
sorumluluğunun bilincinde olur.